Konuyla ilgili olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.06.2013 T. 2013/8-1013 E. 2013/816 K. sayılı kararı aşağıdaki gibidir:
“Katılma alacağı, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ( TMK ) ile kabul edilen “edinilmiş mallara katılma” rejimine ilişkin bir kavram olup, TMK'nın 231 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'na bakıldığında, yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejiminde, katılma alacağına özgü olarak bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu durum, edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağına uygulanacak zamanaşımı konusunda tartışmalara neden olmuştur ( Kılıçoğlu, Ahmet: “Katılma Alacağında Zamanaşımı”, Fırat Öztan'a Armağan, C. I, Ankara 2010, s. 1289; Acar, Faruk: Aile Konutu, Mal Rejimleri, Eşin Yasal Miras Payı, 3.B, Seçkin Yayınevi, Anaka 2012, s. 275; Sonsuzoğlu, Elif: Medeni Kanun'da Mal Rejimi Düzenlemeleri ve Vergi Hukukundaki Etkileri, Legal Yayıncılık, İstanbul 2006, s. 50; Özuğur, Ali İhsan: Mal Rejimleri, 5. B. , Seçkin Yayınevi, Ankara 2008, s. 82 ).
Öğretide, mal rejimlerinden doğan davaların boşanmanın fer'î olmadığı kabul edilmekle birlikte; mal rejiminin tasfiyesinin aile hukukunun bir parçası olduğu, bu nedenle katılma alacağı davalarında, zamanaşımı süresinin TMK. m. 178'e göre belirlenmesinin isabetli olacağı savunulmaktadır ( Acar, age., s. 284; Özuğur, age., s. 82 ).
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu sistematiği incelendiğinde; 178. maddenin, Kanunun “İkinci Kitap, Birinci Kısım, İkinci Bölüm-Boşanma” düzenlemesi içinde, “Boşanmada tazminat ve nafaka” kenar başlığı altında yer aldığı görülür. Oysa katılma alacağı aynı Kanun'un, “İkinci Kitap, Birinci Kısım, Dördüncü Bölüm- Eşler Arasındaki Mal Rejimi” düzenlemesi kapsamında ( TMK m. 231 vd. ) yer almaktadır. Bu nedenle, mal rejiminin boşanma nedeniyle sona ermesi halindeki zamanaşımı süresini, salt TMK. m. 178'deki “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları” ifadesine dayandırmak kanun koyucunun amacına uygun düşmemektedir. Zira, kanun koyucu mal rejimleri için ayrı ve özel bir zamanaşımı süresi öngörmek isteseydi, bunu ayrıca düzenler ve salt boşanma ile sınırlı olarak değil de mal rejiminin diğer sona erme halleri için de öngörürdü ( Kılıçoğlu, age., s. 1292 ).
Bu durumda katılma alacağında zamanaşımı süresinin TMK m. 178 uyarınca belirlenmesine imkân bulunmamaktadır.
Katılma alacağı Kanundan doğan bir ( parasal ) alacak hakkı olup, doğumuyla birlikte temlik edilebilir, haczedilebilir ve rehnedilebilir ( Akıntürk, Turgut/Ateş Karaman, Derya: Türk Medeni Hukuku: Aile Hukuku, C. 2, 14. B., Beta Yayınevi, İstanbul 2012, s. 174; Zeytin, Zafer: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Tasfiyesi, 2. B, Seçkin Yayınevi, Ankara 2008, s. 234; Yetik, Nurten: Boşanma, Anlaşmalı Boşanma ve Mal Rejimleri, 3. B, Bilge Yayınevi, Ankara 2008, s. 128; Kırmızı, Mustafa: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Aile Konutu, Yargın Hukuk Yayınları, İstanbul 2012, s. 245 ) ( Gümüş, Mustafa Alper: Teori ve Uygulamada Evliliğin Genel Hükümleri ve Mal Rejimleri, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2008, s. 380 ).
Katılma alacağının bu niteliği nedeniyle, TMK m. 5 yollaması ile Borçlar Kanunu genel hükümlerinin bu alacak bakımından da uygulanacağı açıktır ( Şıpka, Şükran: “Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde, Tasfiyeyi ve Katılma Alacağını Talep Hakkına İlişkin Zamanaşımı Süreleri”, Bilge Öztan'a Armağan, Turhan Kitabevi, Ankara 2008, s. 843 )
6098 sayılı TBK. m. 146 maddesinde “kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir” düzenlemesi yer almakta olup, katılma alacağında zamanaşımı süresi TBK m. 146 ( mülga 818 sayılı BK m. 125 ) uyarınca on ( 10 ) yıl olarak uygulanmalıdır ( Dural/Öğüz/Gümüş, age.,s. 391; Şıpka, age.,s. 846; Kılıçoğlu, age.,s. 1294 ).
Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2013 gün ve 2013/8-375 E., 2013/520 K. sayılı ilamında da vurgulanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, mal rejiminin “boşanma” dışındaki sebeplerle sona ermesi halinde, katılma alacağında zamanaşımı süresinin 6098 sayılı TBK m. 146 ( mülga 818 sayılı BK m. 125 ) uyarınca on yıl olacağı genel kabul gören bir husustur ( Anıl, Yaşar Şahin/Taner, Yonca: Eşler Arasındaki Mal Rejimleri, Legal Kitabevi, İstanbul 2011, s. 191-193; Dural/Öğüz/Gümüş, s. 391 ).
Eldeki olayda; tarafların 21.08.2000 tarihinde evlendikleri, uyuşmazlığın katılma alacağına ilişkin bulunduğu, 09.01.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlandığı ve boşanma hükmünün 03.07.2009 tarihinde kesinleşmiş bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, ıslah tarihi olan 24.02.2011 tarihi itibariyle Kanunda öngörülen ( 6098 sayılı TBK m. 146; mülga 818 sayılı BK m. 125 ) on yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca; yerel mahkemenin, eldeki katılma alacağı davasının belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu, belirsiz alacak davalarında zamanaşımının işlemediği yönündeki direnme kararı yerinde değilse de; yukarıda ayrıntısıyla açıklanan şekilde katılma alacağında zamanaşımı süresinin 6098 sayılı TBK 146. maddesi ( mülga 818 sayılı BK m. 125 ) uyarınca on ( 10 ) yıl olarak uygulanması gerektiğinden direnme kararının belirtilen değişik gerekçe ile oybirliğiyle onanması gerekmiştir."