SİLAH TİCARETİ – SİLAH KAÇAKÇILIĞI SUÇLARI

(6136 SAYILI KANUN M. 12)

1.       Genel Açıklamalar

 

Ateşli silah kavramı, “patlayıcı madde aracı ile mermi atan top, tüfek vb. silah” anlamlarına gelmektedir[1]. Ateşli silahların bulundurulması, taşınması ve sair hususlar 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. Bu kanunda ateşli silah tanımı yapılmamıştır. Ancak, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’te ateşli silah; “mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri, barut gazı veya bu neviden patlayıcı ve itici güç ile uzak mesafelere kadar atabilen silahlar” olarak tanımlanmıştır.

 

Ateşli silahlar, nitelikleri nedeniyle, suç işlenmesinde sıklıkla bir araç olarak kullanılır. Öldürme suçlarında olduğu gibi doğrudan kişiye zarar verici olarak kullanılabileceği gibi yağma suçlarında olduğu gibi kişinin iradesine tesir etmek maksadıyla da kullanılabilir. Bu hallerde silah kullanımı genellikle suçun ağırlaştırıcı nedeni olarak kabul edilmiştir.

 

6136 sayılı kanunun 1. maddesine göre “ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulması” bu kanun hükümlerine tabidir. Bu kanun hükümlerine aykırı bazı hareketler de suç olarak tanımlanmıştır. Makalemizin konusu olan silah ticareti olarak adlandırılan suç, kanunun 12. maddesinde düzenlenmiştir. Öncelikle kanun madde metnini olduğu gibi verelim:

 

“Her kim bu Kanunun kapsamına giren ateşli silahlarla bunlara ait mermileri ülkeye sokar veya sokmaya kalkışır veya bunların ülkeye sokulmasına aracılık eder veya bunları 29/6/2004 tarihli ve 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun hükümleri dışında ülkede yapar veya bu suretle ülkeye sokulmuş ve ülkede yapılmış olan ateşli silahları veya mermileri bir yerden diğer bir yere taşır veya yollar veya taşımaya bilerek aracılık eder, satar veya satmaya aracılık ederse veya bu amaçla bulundurursa beş yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

 

Birinci fıkrada yazılı suçları üçüncü fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin birlikte işlemeleri halinde, failler hakkında sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

 

Birinci fıkradaki fiillerin, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar bir kat artırılır.

 

Ateşli silahın tüfek veya seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik veya dürbünlü tabanca veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ya da bu niteliği taşımayan ateşli silahlar veya her türlü mermilerin miktar bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar yarı oranında artırılarak hükmolunur.

 

Dördüncü fıkrada niteliği belirtilen ateşli silahlar ile benzerlerinin miktar bakımından vahim olması halinde birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda yazılı cezalar bir kat artırılarak hükmolunur.”

 

 

2.       Korunan Hukuki Değer

 

Silah ticareti suçuyla korunan hukuki değer, kamu güvenliği ve düzenidir. Yukarıda da bahsedildiği gibi ateşli silahların tehlikeliliği nedeniyle kanun koyucu bu yönde bir düzenleme yapma ihtiyacı hissetmiştir. Ateşli silahlar, birçok suçta araç olarak kullanılmakta, suçun mağdurlarının savunma olanağını ortadan kaldırmakta, iradesine etki etmekte, doğrudan fiziksel sağlık açısından ölümcül tehlike yaratmaktadır. Kimsenin ruhsatsız silahlara kolay ulaşamadığı bir yerde bu tip suçlar da doğal olarak azalma eğilimi gösterecektir. Silah serbestisini savunan görüşün aksine suçu önlemekle yükümlü olan devletin bu yönde bir düzenleme yapmasının yerinde olduğu kanaatindeyiz.

 

3.       Suçun Maddi Unsurları

 

Silah ticareti suçunun faili herkes olabilir. Suçun mağduru ise kamu, yani toplumu oluşturan her bireydir. Suçun konusu ise ruhsatsız ateşli silahlardır. Madde metninden anlaşılacağı gibi silah ticareti suçunun konusu ancak ruhsatsız silah olabilir. Çünkü madde metninde “bu kanuna aykırı şekilde” ibaresi kullanılmakla kanuna uygun şekilde ruhsat alınmış silahlar madde kapsamı dışında bırakılmıştır. Yani ruhsatlı silahlar zaten yasaya uygun şekilde temin edilmiş olup bunların madde metninde yer alan seçimlik hareketlere konu olması halinde silah ticareti suçu oluşmaz.

 

Diğer yandan bu ruhsatsız silahın, 6136 sayılı kanun kapsamında olan ateşli silahlardan olması gerekir. Ateşli silahların yönetmelik tanımına yukarıda yer verilmişti. Buna göre ateşli silahlar; “mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri, barut gazı veya bu neviden patlayıcı ve itici güç ile uzak mesafelere kadar atabilen silahlar”dır. Eğer suçun konusu bu kapsamda değilse silah ticareti suçu oluşmayacaktır. Örneğin silahın, atış kabiliyetinden yoksun olması yani elverişsiz olması durumunda suçun konusu olmadığından maddi unsurların yokluğu nedeniyle suç oluşmayacaktır.

 

Bu nedenlerle silah ticareti suçundan yapılan soruşturmalarda, mutlaka suça konu silahlar ele geçirilmiş olmalı ve bu silahların atışa elverişli olup olmadığı, arızası olup olmadığı değerlendirilerek uzmanlık raporu alınmalı ve bunların 6136 sayılı yasa kapsamında olup olmadığı saptanmalıdır[2]. Suça konu silahlar ele geçirilmediği müddetçe bu tespit yapılamayacağından silah ticareti suçundan sanık hakkında mahkumiyet kararı kurulması mümkün değildir.

 

Fail, konu ve mağdur dışında incelenen maddi unsurlar; hareket, netice ve nedensellik bağıdır. Silah ticareti suçu neticesiz suçlardan olduğu için netice ve nedensellik bağı silah ticareti suçlarında bulunmaz. Hareket gerçekleştirildiği anda suç oluşur.

 

Silah ticareti suçunun oluşabilmesi için kanun maddesinde sayılan seçimlik hareketler ise şunlardır:

 


 

Görüleceği gibi birçok seçimlik hareket sayılmıştır. Bunlardan sıklıkla karşılaşılan satmak ve satmak amacıyla bulundurmaktır.

  

4.       Suçun Manevi Unsurları

 

 Silah ticareti suçunun manevi unsuru kasttır. Taksirli hal maddede düzenlenmemiştir. Suçun özel kastla işlenebileceğine yönelik madde metninde bir anlam yoktur. Ancak Yargıtay ise silah ticareti suçlarında kendince özel kast yaratmıştır. Bu özel kast, failin silah ticareti yapma, silahı yaygınlaştırma ve tehlikeyi çoğaltma amacıdır. Bu nedenledir ki kişisel gereksinim nedeniyle satışları Yargıtay, m. 12 değil m. 13 (satın alma-bulundurma-taşıma) kapsamında, “1” adet silah satılmasını ise kişisel gereksinim kapsamında değerlendirmektedir[3].

 

Belirtmek gerekir ki Yargıtay’ın yaptığı bu yorumun pozitif bir temeli yoktur. Herhalde Yargıtay 1 adet silah satılmasının madde kapsamında sayılmasının adil olmayacağını düşündüğü için bu yorumu yapmaktadır. Ancak yorum, madde metninin anlamını ortaya koymak için yapılan düşünsel faaliyet olduğuna göre herhangi bir yorum yapabilmek için madde metninde bir anlam karmaşası olmalıdır. Satma seçimlik hareketi yönünden madde metni şu şekildedir:

 

“Her kim bu Kanunun kapsamına giren ateşli silahlarla bunlara ait mermileri … satar … beş yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.”

 

Görüleceği gibi madde metninde silahın satılmasından bahsedilmektedir. Burada yorum yapmayı gerektirecek derecede bir muğlaklık bulunmamaktadır. Yargıtay yorumunda kanun maddesinin gerekçesine ve korunan hukuki değere dayanmaktadır. Ancak, kanun metninde yer almayan bir hususu, madde gerekçesinden dolaylı olarak çıkarmak mümkün değildir.

 

Silah ticareti suçuyla korunan hukuki değerin silahın tehlikeliliği önleme amacı olduğundan bahisle tehlikenin çoğalmadığı halde suçun oluşmadığını kabul etmek hukuki temelden yoksundur. Madde metninde hareketin böyle bir kast içermesi gerektiğinden bahsedilmemiştir. Bu husus yalnızca düzenleme yapılmasının amacıdır. Bu amaçtan bahisle suç tipinde yer almayan unsurları eklemek hukukun dışına çıkmaktır. Hukukçuların görevi adil olmayan yasaları adalete uygun hale getirmek değil, yasaları olduğu gibi uygulamaktır. Pek tabii ki yasalar teleolojik-amaçsal yorumlanmalıdır. Ancak amaçsal yorumla yasada yer almayan bir unsuru eklemek yorumun dışına çıkar.

 

Yargıtay bu özel kasttan bahisle bir adet silah satılmasını, özel kast olmadığından silah ticareti suçu kapsamında değerlendirmemektedir. Görüleceği gibi yasada silah adedinden bahsedilmemiştir. Silahın satılması suçun oluşması için yeterlidir. Yasa koyucu satış saikine suç tipinde yer vermemiştir. Bu nedenlerle Yargıtay uygulamasını hatalı buluyoruz.

 

Maddede sayılan seçimlik hareketlerden satmak amacıyla bulundurma eyleminde kastın tespiti önem arz edecektir. Bu hususu ileride deliller ve ispat başlığı altında tartışacağız.

 

5.       Nitelikli Haller

 

a.      Toplu Silah Ticareti

 

Maddenin ikinci fıkrasında, örgüt kapsamında olmayan hallerde, silah ticareti suçunun iki veya daha çok kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde failin 8 yıldan 15 yıla kadar cezalandırılacağı belirtilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki ayrı bir ceza tayini yapıldığından m. 12/2 bağımsız bir suç tipi olup nitelikli hal değildir[4]. Ancak biz bunu nitelikli haller altında incelemeyi uygun gördük.

Bu fıkra uygulamada toplu silah ticareti olarak adlandırılmaktadır. Toplu silah ticaretinden bahsedilebilmesi için şu şartlar gerekir:


  

b.     Örgüt Kapsamında Silah Ticareti

 

Silah ticaretinin, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar bir kat artırılır.

Yargıtay’ın uygulamalarına göre bir suç örgütünden bahsedebilmek için aşağıdaki şartlar gerekir[9]:



Bu bağlamda, suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde silah ticareti suçunun işlenmesi halinde bu nitelikli hal uygulanacaktır.

 

c.      Nitelikli ve/veya Vahim Silah Ticareti

 

Maddenin dört ve beşinci fıkralarında silahların nitelik ve miktarına göre artırımlar öngörülmüştür. Buna göre dördüncü fıkra kapsamında aşağıdaki hallerden birisi varsa ceza yarı oranında artırılır:


 

Beşinci fıkra uyarınca ise yukarıda belirtilen nitelikli silahlar veya bunlara benzer silahların miktar yönünden vahim olması halinde ceza bir kat artırılır. Her iki fıkra aynı anda uygulama alanı bulmaz. Beşinci fıkranın şartları varsa yalnızca beşinci fıkra uyarınca artırım yapılır[10].  

Yönetmelikte yapılan bazı tanımlar şu şekildedir:

 

 

Öncelikle niteliksiz-nitelikli silah ayrımını yapmak gerekir. Normal tabancalar niteliksiz vahamet arz etmeyen silahlardır[11]. Buna göre yakalanan silahlardan birisi nitelikli ise artık dördüncü fıkra uyarınca artırım yapılacaktır.


Diğer artırım nedeni ise miktar yönünden vahamet arz eden olaylardır. Yargıtay’ın kabul ettiği uygulama uyarınca niteliksiz silahların sayı yönünden vahim olması için bunların 20’den fazla olması, mermilerin ise 20.000’den fazla olması gerekir[12]. Nitelikli silahların ise 10’dan fazla olması halinde vahim olduğu kabul edilmektedir[13].

 

d.     Suça Konu Eşyaların Savaş Silahları Olması

 

Kanunun ek 5. maddesi uyarınca silah ticareti suçuna konu eşyaların; top, havan, roketatar, uçaksavar, tanksavar, ağır ve hafif makinalı tüfekler ve benzeri askeri amaçlı savaş silahları veya mermilerine ilişkin olduğu takdirde anılan maddelere göre hükmedilecek cezalar bir kat artırılır.

 

6.       Suçun Özel Görünüş Şekilleri

 

a.    Teşebbüs

 

Silah ticareti suçları, neticesiz suçlardan olduğundan ancak hareketlerin bölünebilir olduğu hallerde teşebbüs mümkündür. Ancak, ülkeye sokmak seçimlik hareketinden ayrı olarak ülkeye sokmaya kalkışmak da bağımsız olarak düzenlenmiştir. Diğer yandan ise satmak amacıyla bulundurmak, ayrı bir seçimlik hareket olduğundan diğer seçimlik hareketlere teşebbüs, satmak amacıyla bulundurmak olarak değerlendirilebilecektir.

 

b.   İştirak

 

Bu suçlara iştirakin her şekli mümkündür. Toplu silah ticaretinde açıklandığı üzere birden fazla kişinin müşterek failliğinde ve diğer koşullar da varsa bu durum ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiştir.

Satın almak silah ticareti suçunu oluşturmadığından alıcılar suç ortağı değildir. Ancak satın alınan silah sayısına göre satmak amacıyla bulundurma seçimlik hareketi de uygulanabilir.

 

c.    İçtima

 

 Silah ticareti suçunun mağduru toplum olduğundan aynı neviden fikri içtima (43/2) hükümleri uygulanamasa da zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkündür.

 Bu madde hükmü uygulanırken ayrıca madde 13 (ruhsatsız silah bulundurma-taşıma) hükümleri uygulanmaz.

 

 

7.       Diğer Hususlar

  

a.    Yaptırım

 

 

 b.   Görevli Mahkeme

 

Silah ticareti suçunun cezasının üst sınırı 10 yıldan fazla olduğundan bu suçların kovuşturulmasında ağır ceza mahkemeleri görevlidir.

 

c.    Zamanaşımı


Silah ticareti suçunun dava zamanaşımı kural olarak 15 yıldır. Ancak ağırlaştırıcı hallerde suçun cezasının üst sınırının 20 yılı geçmesi durumunda zamanaşımı süresi 20 yıldır. Uzamış zamanaşımı süreleri ise sırasıyla 22,5 ve 30 yıl olacaktır.

 

d.   Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi

 

Silah ticareti suçunun birden fazla kişi tarafından işlenmesi, örgüt kapsamında işlenmesi ve nitelik ve miktar yönünden vahamet, ağırlaştırıcı nedenler olarak düzenlendiğinden bunlar artık, mükerrer değerlendirme yasağı nedeniyle temel cezanın tayininde göz önünde bulundurulamaz. Ancak yukarıda belirtildiği gibi miktar yönünden vahamet uygulamasına göre niteliksiz silahlarda 20, nitelikli silahlarda 10’dan fazla sayıda silah olmalıdır. Bu sayılarında altındaki silah sayısının miktarı ceza tayininde rol oynayabilir. Örneğin 2 adet tabanca halinde alt sınırdan uygulama yapılırken 15 adet tabanca halinde teşdit uygulanabilir.

Cezada birden fazla artırım uygulanırken tüm artırımlar temel ceza üzerinden yapılmalıdır. Yani önce başka bir neden dolayısıyla ceza bir kat artırılmışsa, diğer neden dolayısıyla artırım yapılırken önceki artırımla ulaşılan sonuç üzerinden değil yine temel ceza üzerinden artırım yapılacaktır[14]. Örneğin temel ceza 7 yıl tayin edilmişse bir kat artırıldığında ceza 14 yıl olacaktır. Tekrar bir kat artırım yapıldığında ceza 28 yıl değil 21 yıl olacaktır. Ayrıca temel cezanın 30 yıldan fazla olamayacağını da belirtelim.

 

 e.    Deliller ve İspat Meselesi

 

Silah ticareti suçu, gizli tedbirlerin hepsinde katalog suçlar arasında olarak yer almaktadır. Yani bu suçlarda, iletişimin dinlenmesi, teknik takip ve gizli soruşturmacı hükümleri uygulanabilir.


Makalemizde açıkladığımız hususlar uyarınca bu suçlarda öncelikle silahlar ele geçirilmeli ve seçimlik hareketlere yönelik kast ispatlanmalıdır. Bu kapsamda belirtmek gerekir ki silahların ele geçiriliş yöntemi hukuka uygun olmalıdır.


Örneğin hukuka aykırı bir arama sonucunda silahlar ele geçirilmişse bunların hükme esas alınabilmesi mümkün değildir[15].


Silah ticareti suçlarında da silahlar ele geçirilmediği müddetçe mahkumiyet hükmü kurulamayacağından artık bu halde hiçbir şekilde mahkumiyet kararı verilemeyeceği kanaatindeyiz. Yani silahlar mutlaka hukuka uygun şekilde ele geçirilmelidir.


Eğer silahlar hukuka uygun yöntemle ele geçirilmiş ve uzmanlık raporuna göre silah ticareti suçunu oluşturabilecek ise artık diğer delillerle sanığın kastı ispatlanmalıdır. Bu halde dikkat edilecek bazı hususlar vardır. İstihbari bilginin veya iletişim kayıtlarının ele geçirilen silahlarla ve dosyadaki maddi bulgularla mutlaka örtüşmesi gerekir[16]. Yani, ticaret kastının ortaya çıktığından bahsedilebilmesi için, silahlar ele geçirilmeli, bu silahlar yönünden satış kastına sahip olunduğunun istihbari bilgi iletişim kayıtları tanık, fiziki takip, para alışverişi ve sair delillerle ortaya konması gerekir.


Açıklanan nedenlerle silah ticareti suçlarında ara yakalama yapılmalıdır ki silahlar ele geçirilebilsin[17]. İstihbari bilgi ve telefon kaydı dışında ara yakalama yapılması ve silahların ele geçmesi bunun da tanık, mesaj veya tapelerle desteklenmesi gerekir[18]. Dosyada bunlar yoksa, sanığın savunmasının aksi kanıtlanamadığından beraat kararı vermek gerekecektir[19].


Uygulamada sıklıkla önem arz eden bir husus olarak Yargıtay, maddi bulgularla desteklenmeyen iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına sanıkların mahkumiyeti için yeterli olmadığını kabul etmektedir[20].


Yine, ateşli silahlar üzerinde parmak izi incelemesi yapılması gerekebilir ve delil olarak değerlendirilebilir[21].


Toplu silah ticaretinde bir ortaklık bulunması gerektiği yukarıda açıklanmıştı. Bu ortaklık da ispat edilmiş olmalıdır. Dışa yansıyan hareketlerden bu yönde bir kast tespit edilmediyse yalnızca iletişim kayıtları, ortaklığın varlığını göstermez[22].


Son olarak, satmak amacıyla bulundurma seçimlik hareketinde kastın tespiti önem arz edecektir. Bu hallerde ise özellikle silah sayısı belirleyici olacaktır. Birden fazla silahın bulunması satma amacına işaret edebilir. Zira silahlar, tüketim maddesi değildir. Ancak Yargıtay’ın 12 adet tabancayı dahi ticaret kastı olmadığı yönünde kabul etmişliği vardır[23]. Sanığın sahip olduğu silahları başka bir amaçla temin etmiş olup olamayacağı önemlidir. Burada ise soyut beyanlar değil sanığın yaşam tarzı açısından bir gereklilik bulunup bulunmadığına bakmak gerekir. Diğer yandan bu silahlara sahip olacak ekonomik gücü bulunmaması sanığın satma amacını gösterebilir[24]. Nihayet iletişimin dinlenmesi kayıtları sanığın kastına yönelik belirleyici delil olabilecektir.

DİPNOTLAR


[1] https://sozluk.gov.tr/

[2] Eray TEMİZKAN, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, Ankara, Türkiye Adalet Akademisi, 2022, s. 45.

[3] TEMİZKAN, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, s. 53.

[4] TEMİZKAN, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, s. 55.

[5] TEMİZKAN, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, s. 55.

[6] YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI, Ceza Muhakemesinde Toplanması Gereken Deliller, s. 1356.

[7] TEMİZKAN, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, s. 55., YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI, Ceza Muhakemesinde Toplanması Gereken Deliller, 2. Baskı, Ankara, Türkiye Adalet Akademisi, 2021, s. 1355.

[8] Y 8. CD, T. 24.5.2018, E. 2016/3623, K. 2018/5925. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI, Ceza Muhakemesinde Toplanması Gereken Deliller, s. 1356.

[9] Y CGK, T. 12.7.2023, E. 2023/3-133, K. 2023/400.

[10] Y 8. CD, T. 1.7.2005, E. 2005/620, K. 2005/6303.

[11] TEMİZKAN, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, s. 58.

[12] Y. 8. CD, 18.03.2008 T., 2008/821 E., 2008/2419 K. / Y 8. CD, 23.05.2012 T., 2012/5786 E., 2012/17438 K., / Y 8. CD, 27.02.2014 T., 2013/6243 E., 2014/4805 K.

[13] Y 8. CD, T. 1.7.2005, E. 2005/620, K. 2005/6303. / Y 8. CD, T. 28.2.2024E. 2024/435, K. 2024/1927.

[14] Y 8. CD, T. 11.5.2016, E. 2016/3060, K. 2016/6384.

[15] Y CGK, T. 25.11.2014, E. 2014/8-166, K. 2014/514. / Y CGK, T. 17.11.2009, E. 2009/7-160, K. 2009/264.

[16] Y 8. CD, 10.06.2020 T., 2018/9996 E., 2020/13026 K.

[17] TEMİZKAN, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, s. 46.

[18] TEMİZKAN, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, s. 52.

[19] Y 8. CD, 30.11.2010 T., 2010/9726 E., 2010/13253 K.

[20] Y 8. CD, T. 24.5.2018, E. 2016/3623, K. 2018/5925.

[21] TEMİZKAN, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, s. 199.

[22] Y 8. CD, 28.11.2008 T., 2008/9366 E., 2008/13646 K.

[23] Y 8. CD, T. 21.11.2023, E. 2022/6021, K. 2023/8846.

[24] Y 8. CD, T. 28.2.2024, E. 2023/3844, K. 2024/1902. / Y 8. CD, T. 6.12.2023, E. 2021/7162, K. 2023/9686.

BİBLİYOGRAFYA


https://kazanci.com.tr/

https://sozluk.gov.tr/

TEMİZKAN Eray, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçları, Ankara, Türkiye Adalet Akademisi, 2022.

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI, Ceza Muhakemesinde Toplanması Gereken Deliller, 2. Baskı, Ankara, Türkiye Adalet Akademisi, 2021.